Gün ve haftaların bolca belirli konulara tahsis edildiği bir döneme giriyoruz. Bunların ilki geçen 4 Ekim Günüydü. Bu gün Dünya Hayvan Hakları Günü olarak bütün dünyada kabul görüyor.
Bu günde diğer bütün günlerde olduğu gibi bolca nutuklar atıldı, programlar yapıldı, makaleler yazıldı.Hayvan haklarından söz edildi, bunlarında bizler gibi birer canlı olduklarına vurgu yapıldı.Beslenmelerinden bakımlarına kadar her konuya değinildi.
Her ne kadar bu gün düne nazaran hayvan hakları konusunda daha duyarlı bir hale gelmiş isek te hayvan hakları konusunda istenilen düzeyde değiliz. Teknolojinin gelişmesi yaşam tarzımızın değişmesi neredeyse hayvanlara yaşam hakkı tanımaz oldu. Bir çok havyanın nesli tükendi veya azaldı.
Benim çocukluk ve gençlik yıllarımda hemen her sokakta birkaç tane eşek bulmak mümkündü.Bu gün koca kentte sayarsak belki bir elin parmak sayısını geçmeyecek oranda eşek bulabilmek mümkün olur.
Hatta burada bir anımı paylaşmak istiyorum. 1979 yılında Ankara gazetecilik eğitimini alırken Kızılay Meydanından bir eşek geçti. O sırada genç bir karı koca yanlarında 7-8 yaşlarında bir çocukları ile birlikte oradan geçiyorlardı. İkisi birden durup çocuklarına büyük bir heyecanla eşeği gösterdiler. O zamanlar biz, Siirt’te her gün onlarca eşek gördüğümüz için bu duruma gülmüştüm. Şimdi biz neredeyse o duruma düştük.
Aramızdan ayrılan veya artık bizim dünyamızdan ayırdığımız hayvanlar eşeklerle sınırlı değil. Atlar, katırlar, sokak kedileri ve hatta cas evlerimizin kalın duvarları arasındaki boşluklarda kendilerine yuva yapan yılanlar ve akreplerde yok. Kırkayak ve benzeri haşerat ve böcekleri saymıyorum. Kırlangıçlar, serçeler ve özellikle kış mevsiminde kentin yakınlarına kadar gelen kekliklerde ya yok oldu ya da olmak üzere.
Hayvan hakları denilince genelde bir yanlış algı hakim oluyor. Bunlardan bu haklardan söz edildiğinde belki daha fazla olduklarından ve aramızda dolaşmalarından, bize daha yakın olmalarından dolayı olsa gerek hemen kediler ve köpekler geliyor. Oysa bu haklara bütüncül bir yaklaşım sergilemek gerekiyor.
İkinci bir konu neredeyse hayvanlara tam özgürlük tanıma konusudur.Özellikle köpeklerde bu tam anlamıyla bir sorun oluyor. İster sokak köpeği olsun isterse sahipli bir pit bull olsun insanlara saldırıyor, korkutuyor yaralıyor. Hiçbir önlem alınmıyor. Özellikle sokak köpekleri birkaç yıldan beri ilimizde büyük bir sorun olmaya başladılar.Bu sorun köpeklerin sayılarının çoğalması oranında da büyümeye devam ediyor.
Unutmayalım ki hayvan hakları kadar insanların da yaşam ve korkutulmama hakları bulunmaktadır.

