Her zaman, her uygun platform da belirtirim kadim şehrimiz Siirt’i yeteri kadar tanımıyoruz. Aynı zamanda bunun doğal sonucu olarak değerini de bilmiyoruz.
Nerede hangi tarihi zenginliğimiz? Yerleşik hayata geçişimizden bu yana kaç bin yıl geçti? Kaç kişi nereyi kazsak tarih fışkırdığının farkındadır?
İsviçre Alplerini aratmayan doğal güzelliklerimiz, Arizona başta olmak üzere, büyüleooyici muhteşem görüntüleri ile Amerika Birleşik Devletlerindeki kanyonları fersah fersah geride bırakan kanyonlarımızı bilen kişi sayısı çok ama çok az.
Zenginliğimiz yalnızca tarihi eser ve doğal güzelliklerimiz ile sınırlı değil. Tanımamakta, değerini bilip destek vermesekte sanattan spora, ticaretten akademik hayata kadar çok değişik alanlarda tırnakları ile kazıyarak bir yerlere gelmiş insanlarımız var. Dünyanın hangi köşesinde olurlarsa olsunlar önemli bir bölümünün yürekleri Siirt için çarpıyor. Bunların sahip olduğu enerji ve deneyimi Siirt lehine kullanabildiğimiz gün güzel kentimizin çözülmemiş bir sorunu kalmayacaktır.
Kısacası Siirt bir aysberge yani bir buz dağına benziyor. Çok az bir kısmı su üstünde görünüyor ve önemli bölümü suyun altında gizli duruyor. Gizli birer hazine olarak ortaya çıkarılacakları günü bekliyorlar.
Birkaç ay önce böyle gizli bir hazineyi, daha doğrusu bir aysberg gibi çok az bir kısmı görünen ve bilinen bir bilim insanını tanıma mutluluğuna eriştim.
Türkçemin elverdiği oranda bu bilim insanı hemşerimizi tanıtmaya başlamadan önce böyle değerli bir insanla tanıştırdığı için sevgili kardeşim il Sağlık Müdürü Dr. Erol Emre Ömür’e teşekkür ederim.
Yarın ki yazımda engin bilgiye, bilime ve araştırmaya aşık, gönlü zengin bu bilim insanını anlatmaya devam edeceğim.

