Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Prof. Dr. Adnan Memduhoğlu Yazdı: “Siirt’imiz Daha Güzel Bir Şehir Haline Gelebilir mi?”

İdeal şehir, insan onurunu merkeze alan; düzenli, adil ve yaşanabilir

İdeal şehir, insan onurunu merkeze alan; düzenli, adil ve yaşanabilir bir hayat alanıdır. Fizikî planlaması sağlam, manevi ve sosyal yapısı güçlü, ekonomisi üretken, eğitimi nitelikli ve çevreye duyarlı bir şehir, yalnızca bugünü değil geleceği de inşa eder. Böyle bir şehirde yollar kadar değerler de düzgündür; binalar kadar insanlar da sağlamdır. Şehir, sadece mekân değil; bir ahlâk ve medeniyet göstergesidir.

Tarih bu konuda bize önemli örnekler sunar. İslam tarihinde huzurlu ve örnek şehir denildiğinde ilk akla gelen model, Resûlullah’ın inşa ettiği Medine’dir. Resûlullah’ın önderliğinde şekillenen Medine; Müslümanlarla birlikte farklı inanç gruplarının bir arada yaşadığı, adaletin esas alındığı, kardeşlik hukukunun tesis edildiği bir şehir modeli ortaya koymuştur. Muhacir ile ensarın dayanışması, şehir sözleşmesi niteliğindeki uygulamalar ve mescid/cami merkezli sosyal hayat, şehir medeniyetinin ahlâk temelli inşasına güçlü bir örnek teşkil etmiştir.

Ümmü’l-Kurâ (şehirlerin anası) olan Mekke ve Münevver şehir Medine’den sonra Müslümanlar, tarih boyunca kurdukları İslam medeniyetini örnek şehirler üzerinden inşa etmişlerdir. Şam-ı Şerif’ten Bağdat’a, Kahire’den Gırnata’ya; Buhara’dan Semerkant’a, Cizre’den Diyarbakır’a, Edirne’den Saraybosna’ya, Bursa’dan İstanbul’a kadar pek çok şehre ruh ve dinamizm kazandırmışlardır.

Farabi gibi ilmi şahsiyetler de erdemli şehir tasavvurunu teorik bir çerçeveye oturtarak, iyiliği birlikte gerçekleştiren bir toplum idealini dile getirmiştir.

Bu çerçevede bakıldığında Siirt, tarihi, doğal ve kültürel zenginlikleri ile önemli bir potansiyele sahip olmakla birlikte çeşitli eksiklikleri de olan bir şehirdir. Genç nüfus oranının yüksek olması büyük bir avantajdır; ancak bu gençlerin üretime, eğitime ve kültürel hayata yeterince katılamaması ciddi bir sorundur. Şehrin tarihî ve kültürel zenginliği güçlü bir kimlik sunarken, planlı kentleşme ve ekonomik çeşitlilik alanında daha sistemli adımlara ihtiyaç vardır.

Siirt’in ideal şehir tablosuna yaklaşabilmesi için öncelikle uzun vadeli ve katılımcı bir şehir vizyonu oluşturulmalıdır. İmar planları günü kurtarmak için değil, gelecek nesilleri düşünerek hazırlanmalıdır. Sosyal donatı alanları zorunlu tutulmalı, mahalle kültürünü güçlendirecek projeler geliştirilmelidir. Tarım ve hayvancılık modern yöntemlerle desteklenmeli; yerel ürünler markalaştırılarak ekonomik değer artırılmalıdır. Genç girişimciler için merkezler kurulmalı, üniversite-şehir iş birliği somut projelerle güçlendirilmelidir.

Eğitim alanında okuma kültürünü artıracak kütüphaneler, gençlerin sanat ve sporla buluşabileceği merkezler yaygınlaştırılmalıdır. Kooperatifler ve gönüllülük ağları desteklenerek sosyal dayanışma güçlendirilmelidir. Yeşil alan miktarı artırılmalı, ağaçlandırma kampanyaları toplumsal seferberlik ruhuyla yürütülmelidir. Atık ayrıştırma ve çevre bilinci konusunda hem okullarda hem mahallelerde eğitimler düzenlenmelidir.

Ancak en önemli nokta şudur: Şehir sadece yöneticilerin değil, sakinlerinin eseridir. Esnafın dürüstlüğü, öğretmen ve hocaların gayreti ve idealizmi, gençlerin çalışkanlığı, ailelerin değer aktarımı ve yöneticilerin çabası, disiplini ve adaleti bir araya gelmeden ideal şehir kurulamaz. Şehir, insanın dışa vurmuş hâlidir. Eğer birey olarak sorumluluk alır, üretir, birbirimize saygı gösterir ve ortak iyiliği önceleyen bir bilinç geliştirirsek; şehir de buna göre şekillenecektir.

İdeal şehir uzak bir ütopya değildir. O, bilinçli, sabırlı ve ortak çabayla adım adım inşa edilen bir medeniyet projesidir. Siirt için de bu mümkündür. Yeter ki şehir için sorumluluk almayı bilelim.

Seni Gidi Kopyacı :)))