Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Gazeteci Yazar Ayhan Mergen Yazdı: “Gelin Şu İftar Çadırını Amacına Uygun Gerçekleştirelim”

Yılın her gününde ama

Yılın her gününde ama özelliklede mübarek günleri barındıran ve on bir ayın sultanı olarak nitelendirdiğimiz Ramazan ayında dar gelirlilere, ailelerini geçindirmede zorluklar yaşayanlara yönelik olarak çeşitli yardımlar yapılır.

​Örneğin Siirt’te bir çok aile Ramazan ayı boyunca evde pişen yemekten mahallenin yoksul bir ailesine ya da mahalle camisinde dini eğitim gören öğrencilere bir pay ayırırdı. Hatta bunların adı gönderilikleri yere göre de değişirdi. Yoksul bir aileye gönderiliyorsa “aşatıl ımmat” yani ölülerin yemeği, medrese öğrencilerine gönderiliyorsa da “ratob” olarak adlandırılırdı. Bunun gibi daha bir çok güzel ve aynı zamanda dini açıdan önemli ibadetle karışık geleneğimiz vardı.

​Bunlara son yıllarda bir de iftar çadırı kurma adetieklendi. Ancak iftar çadırlarının diğerlerinden ayrılan önemli bir farkı var. Bütün bu geleneklerde dini ve sosyal yönler bulunuyorken, iftar çadırlarında sosyal yön biraz daha ön plana çıkıyor.Çünkü  iftar çadırları zengin ile yoksulun yönetici ile vatandaşın bir sofrada buluştukları sofralardır.

İftar sofraları yolda kalmışa, yoksula iftar imkanısağlarken aynı zamanda zengin ve varlıklı kişilere de ayrı bir mesaj veriyor. Ona bir sofrada buluştukları insanların kendisinden farklı olmadığını, onlardan bir üstünlüğünün bulunmadığını gözlemleme ve düşünme imkanı veriyor. Yani günümüz ün deyimiyle empati yapma imkanı sağlıyor.

Ama Siirt’te kurulan iftar çadırları bunu sağlamıyor. Bu çadırlarda iftarlarını açanların profillerine baktığımızda genelde yoksul ve dar gelirli kişiler olduğunu görüyoruz. Yöneticileri, toplum önderlerini ve üst düzey gelire sahip kişileri bu çadırlarda göremiyoruz. Bu durumda bu çadırların gerçek fonksiyonlarını tam anlamıyla yerine getirmesini engellemiş oluyor.

Özetle gönlümüz zenginlerin toplum önderlerinin kamu kurum ve kuruluş  ile sivil toplum örgütü temsilcilerinin bu sofralarda, dar gelirli ve dezavantajlı vatandaşlarla bir araya gelmelerinde ve kaynaşmalarından, onlarla sohbet edip  yaşadıkları sorunları bir kez daha dinlemelerinden ve en önemlisi kısa bir süreliğine de olsa kendilerini onların yerine koyup biraz tefekkür etmelerinden yanadır.

Seni Gidi Kopyacı :)))