Hatta yeni fırsatları kaçırmak bir yana, çoğu zaman elindeki imkânları da kaptırdı.
Birkaç örnek vermek gerekirse; 1960’lı yılların sonlarında, vakıf sayımız ve gayrimenkullerimiz çok daha fazla olmasına rağmen Siirt’te bulunan Vakıflar Bölge Müdürlüğü Bitlis’e taşındı.
Ses çıkarmadık.
1970’li yılların ortalarında ilimizde faaliyet gösteren MTA kapatıldı.
Sustuk, kılımızı bile kıpırdatmadık.
Gümrük Müdürlüğü kuruldu. Ancak birkaç yıl faaliyet gösterdikten sonra kapatıldı.
Seyirci kaldık.
1990’lı yılların başında Siirt, adeta can damarları kesilerek üçe bölündü.
Tepki göstermek bir yana, alkışladık.
Daha yakın bir döneme gelelim. 2009 yılında kalkınma ajanslarının yurt genelinde yaygınlaştırılmasına karar verildi.
Bu kapsamda Siirt, Mardin, Batman ve Şırnak illerine hizmet verecek Dicle Kalkınma Ajansı’nın kuruluş çalışmaları sırasında Siirt pasif kalınca, ajansın merkezi konumundaki Genel Sekreterlik Mardin’de kuruldu.
O dönemde Allah rahmet eylesin, sevgili kardeşim Ticaret ve Sanayi Odası Başkan Vekili Nedim Kuzu bu konuda herkesi uyardı. Kendisinin bu konudaki çok sayıda açıklamasını haberleştirdim. Ancak hiç kimse oralı olmadı.
Ilısu Barajı ve Hidroelektrik Santrali’nin önemli bir bölümü bizim sınırlarımız içerisinde olmasına rağmen müdürlük Mardin’de kuruldu. Bunun bile farkına varamadık.
Daha yakın bir zamanda, yani yaklaşık bir yıl önce, petrol ağırlıklı olarak Eruh’ta çıkmasına rağmen TPAO Bölge Müdürlüğü’nü Şırnak kaptı.
Bizim ise yine kılımız kıpırdamadı.
Şimdi önümüzde benzer bir durum daha var.
Orman Genel Müdürlüğü’nün teşkilat yapısında değişikliğe gidilerek, başta Siirt ve Bitlis olmak üzere çevre illere hizmet verecek bir Bölge Müdürlüğü kurulması planlanıyor.
Edindiğimiz bilgilere göre Genel Müdürlük, bölgenin konumu daha uygun olduğu için bu Bölge Müdürlüğü’nü Siirt’te kurmayı planlıyor.
Ancak bizler yine kılımızı kıpırdatmazken, Bitlisliler daha planlama aşamasındayken harekete geçerek bu kararın değiştirilmesi için kulis yapmaya başladılar. Yerel basın da bu konu üzerinde duruyor.
Bizler böyle duyarsız kaldıkça, bu kararın değiştirilmesi hiç de zor olmayacaktır. Böyle bir durum gerçekleşirse de hiç şaşırmayalım.
Özetle, tek tek sıralamayayım; başta siyasetçilerimiz olmak üzere, konumları gereği bu konuda girişimde bulunması gereken herkesi göreve davet ediyorum. Gelin, bu konuya hep birlikte sahip çıkalım.
Gerekli girişimlerde bulunmayanların hem dünyada hem de ahirette veballeri çok büyük olacaktır.

