Bizler ki, “Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir.” diye emreden bir peygamberin ümmeti olmakla iftihar ediyoruz.
Burada “tok” kelimesini yalnızca yiyecek olarak değerlendirmemek gerekiyor. İçine sudan, yakacağa ve giysilere kadar zorunlu olan bütün ihtiyaçlar giriyor.
Peki, biz bu emre rağmen ne yapıyoruz? Örneğin su konusunda nasıl bir tutum takınıyoruz?
İhtiyacımız kadar su aldıktan sonra muslukları kapatıp diğer vatandaşlar sularını temin etsinler diye bir kaygının içine giriyor muyuz? Hiç sanmıyorum.
Bırakın bunu yapmayı, çok rahatlıkla arabamızı, evimizin önünü bol bol sulamaktan geri kalmıyoruz.
O anda neredeyse içme suyu bile bulamayacak olanları hiç düşünmüyoruz.
Bununla da yetinmeyip kaçak su çekerek resmen bahçelerimizde, ihtiyacımızın ötesinde, satmak üzere sebze yetiştirmek gibi dinî, yasal ve insani açıdan hiçbir şekilde kabul edilemeyecek bir davranış sergiliyoruz.
Özetlemek gerekirse, “Hasret dağ dayanmaz.” dedikleri gibi, kaçak su veya ucuz olması nedeniyle bol bol, gereksiz yere su harcamayı karşılayacak kaynakları bulmak mümkün değildir.
Bu nedenle hepimizin bu konuda gerekli hassasiyeti göstermesi insani ve dinî bir yükümlülüktür.
Bu arada, uzun yıllar Siirt’i su sıkıntısından kurtaracak olan Alkumru Barajı’ndan getirilecek yeni su hattının bir an önce gerçekleşmesi için yoğun çaba harcayan Vali Dr. Kemal Kızılkaya’ya teşekkür etmek ve bu hat 2027 yılında gerçekleşinceye kadar özellikle su tasarrufuna özen göstermeliyiz.

