Bu kapsamda, daha kalitesiz olan İran fıstığının Siirt fıstığı olarak satılması suretiyle oluşturulan haksız rekabeti anlatmaya çalışmıştım. Benzer bir durum, il genelinde ve özellikle meşhur Pervari balında da yaşanıyor; hem de fıstıktan daha kötü bir durumda.
Bilindiği üzere, tıpkı fıstık gibi haklı bir üne sahip ürünü de Pervari balıdır. Osmanlı kayıtlarından Paris’te sürgünde bulunan bir şehzadeye bile gönderildiğini bildiğimiz bu bal, gerçekten haklı bir lezzete sahiptir. Ancak yeteri kadar tanıtılamamış durumdadır. Son yıllarda, gerek bu bal ve gerekse Siirt il genelinde üretilen ballar, İran’dan getirilen suni balların olumsuz etkisi altındadır.
Bir hemşerimiz, bizzat İran’da üretimini gözlemlemişti. Mısırın kaynatılması sonucu oluşan bal kıvamındaki şuruba aroma katıldıktan sonra otomatik makinelerle suni peteklere dolduruluyor. İşte tamamen yapay olarak üretilen sözüm ona bu ballar, yasa dışı yollardan ülkeye sokulmaktadır. Bu işi yapanların genellikle yakalanmamak için köy yollarını tercih ettiklerini görüyoruz. Bu nedenle, Siirt’e getirilen bu sahte ballar, en kısa yol olan Pervari üzerinden getiriliyor.
Bundan dolayı, satıcılar tüketicileri aldatmaya yönelik olsa da, çok rahat bir şekilde balın Pervari’den geldiğine dair yeminler edebiliyorlar. İşte bu tamamen mısır ve bal aromasından üretilen ballar, marketler dahil birçok yerde Pervari balı olarak satılmaktadır. Bu da bizim kaliteli ballarımızın büyük darbe yemesine neden oluyor. Özetle, nedir bu İran’dan çektiğimiz çile?