Öğretmenlikle başlayan kamu görevim; okullarda yöneticilik, Valilik basın ve halkla ilişkiler danışmanlığı ve aynı zamanda il dernekler müdürü olarak devam etti.
Bu nedenle emekliye ayrılmış olmama rağmen bürokrasiden tam anlamıyla kopmuş değilim.
Bundan dolayı da zaman zaman kamu kurumlarında gördüğüm yanlışlıkları ve eksiklikleri dile getiriyorum.
Ancak bunu yaparken çoğu zaman bir hata veya eksikliğin tek bir kurumda cereyan etmediğini göz önünde bulundurarak o kurumun adını vermiyorum.
Bugün de gördüğüm üç yanlışlığa dikkat çekmek istiyorum. Biri hiç olmaması gereken bir konu, diğeri ise dikkat edilirse daha verimli çalışma yapılabilir babında.
İlk konumuz bazı kamu kurum ve kuruluşlarında üst düzey yöneticilerin akraba ve dostlarının hadlerini aşan tutum ve davranışları.
Bu görevliler bazı kurumlarda bir üstteki amirlerinden kendilerini daha üstün görüyor ve yönetimin işine karışıyor, istedikleri gibi hareket ederek kurumdaki dengeleri ve iç barışı bozuyor. Hatta bazıları yeniçeri isyanlarında olduğu gibi kendileri ile aynı pozisyonda olan personeller için” istemezük “ diye bağırıp, onlarla çalışamayız diyerek huzursuzluklara yol açıyorlar.
Umarım, kurumunda akraba ve dostu olanlar onların tutum davranışlarını mercek altına alır ve varsa yanlışlıkları düzeltir.
İkinci konu; çok yaygın görülen bir konu. Kurumlarımızda üst düzey yöneticiler bütün yetkilerin kendilerinde olmasını isterler. İşin ilginç yanı alt düzeydeki görevlilerde sorumluluk almamak adına bu durumdan memnunlar. Bu da çoğu zaman işlerin aksamasına ve gecikmesine neden oluyor.
Bu durum vatandaşında mağdur olmasına yol açıyor.
Bu tutum özellikle ilimizin durumunu ve ihtiyaçlarını, kapasitesini, yerel unsurları yeteri kadar bilmeyen üst düzey yöneticilerde daha büyük bir önem arz ediyor ve aksaklıklara yol açıyor.
Bu nedenle özellikle il dışından gelenler başta olmak üzere her seviyedeki yöneticinin faaliyetlerinde bir alt düzeydeki yöneticiler ve işi gerçekleştirecek olan personelin görüşlerini almalarlarında yarar vardır.En azından moral motivasyon açısından.
Üçüncü yanlışlıkta şu. Bazen yöneticilere kurumlarındaki bir aksaklığı ve yanlışlığı ilettiğinizde hemen telefona sarılıyor ve ilgili personele böyle bir aksaklığın yanlışlığın olduğu olup olmadığını soruyor. Doğal olarak o personel kesinlikle böyle bir şeyin olmadığını ve olamayacağını söyler. Şikayette orada kapanır. Ama sorun da devam eder.
Oysa yöneticinin yapması gereken şey dile getirilen konunun gerçek olup olmadığını detaylı bir şekilde incelemektir.

