12.300 yıllık geçmişiyle dünyanın en eski yerleşim birimlerinden birisi olan Siirt özellikle son yüzyılda hiç de hak etmediği sorunlarla boğuşuyor. Daha birini çözemeden bir başkası başlıyor.
Bu duruma yol açan nedenler elbette ki çoktur. Motorlu araçların artmasıyla daha önceleri kervan yollarının geçtiği bir noktada olan Siirt çıkmaz bir sokak haline geldi.
1990‘ların başında Şırnak, Batman , Sason kozluk ve Beşiri ilçelerinin Siirt’in bağrından koparılması bir başka neden olarak karşınıza çıkıyor. O tarihte adeta Siirtin kolları kesildi.
Ancak bunlardan çok daha önemli bir neden var. Oda insanımızın yani bizim bir huyumuzdan kaynaklanıyor.
Sözü evirip çevirmeden; amasız, fakatsız söyleyelim. Biz Siirti yeteri kadar sevmiyoruz. Bu iddia bazılarına ağır gelebilir ve hemen itiraz edebilirler.
Biz Siirtliler memleketimize yeteri kadar bağlı değiliz. Ona yönelik aidiyet duygumuz çok zayıf.
Bunun sonucu olarak ta ona karşı görev ve sorumluluklarımızı yerine getirmiyoruz. Bu nedenle Siirt adeta sahipsiz bir şehir konumundadır.
Biz öz evlatları başta olmak üzere, her gelen, giden vuruyor. Siirte yönelik yanlış tutum ve haksızlıklara karşı durması ve haklarımızı arama görevi olanlar bunu yapma yerine dut yemiş bülbül gibi sessiz sedasız bir şekilde ortadan kayboluyorlar.
İşin daha ilginç ve üzücü tarafı bu yetkililerden hesap sorması gereken vatandaşlar da bunu kabullenmiş durumda.
Bundan vazgeçip memleketimize gerçek anlamda sahip çıktığımız da çok kısa zamanda sorunlarımızı çözeceğiz.

