15 TEMMUZ DARBESİ VE DARBE GECESİNDE SİİRT
Zekeriya MENAK
15 Temmuz 2016 yılındaki darbenin üzerinden tam on yıl geçti. Darbe, sistematiği, kaynakları, yöntemleri ve özellikle de halkın ortaya koyduğu irade ve kıyam biçimi ile çok tartışıldı, tartışılmaya da devam edecektir.
15 Temmuz darbesi, küresel bir çerçevede konumlandırılabilecek pek çok bağlantıya sahip olarak görüldü. Konu, başta FETÖ Terör Örgütü, demokrasi, askeri bürokrasi, paralel devlet yapılanması, profesyonel casusluk örgütleri ve dahası da her zaman bizdeki darbelerle ilişkilendirilen Amerikan etkisine değin bir sürü aktörle ilişkilendirilerek ele alındı. Öyle de ele alınmaya devam edecektir.
Darbe’nin merkez üssü olarak belli ki doğal olarak başta Ankara ve İstanbul olarak planlanmıştı. Komuta kademeleri ve darbe cunta güçleri, Ankara ve İstanbul’da hükümetin ve devletin bütün stratejik güç merkezlerine çökerek, iletişim ağlarına hükmederek sözünü bir Televizyon bildirisi üzerinden halka aktarıp kabul edileceği varsayımı üzerine oturtmuş olmalı ki eski darbe tektoniği ele bu işi kotarabileceğini düşünmüştü. Öyle de yaptılar.
Darbecilerin nasıl bir iç örgütlenme ile bu işe kalkıştıklarını biz fakirlerin tam olarak bilmesi mümkün değildir.
Darbenin ve darbe sürecinin, küresel diplomasinin ve ulusal siyaset aktörlerinin perde gerisindeki güç ve hükmetmek mücadelesinin dışında kalan bir olgu olmadığı da malumattandır.
İlkesel olarak demokratik siyasetin ve örgütlenmenin, her açıdan bütün sosyal ve siyasal kesimlere açık olduğu yerde böyle bir barbar darbe girişiminin açıkça hiçbir uluslararası kurum tarafından meşru görülmesi ve onanması beklenemezdi. Ancak buna rağmen Amerika ve Avrupa hükümranlarının denge beklentisi ve arzusu böyle bir girişime ne şiş yansın ne kebap kabilinden bir dil ile darbe sürecine dahil olduklarını gördük.
Darbe, bu ülkenin çocukları tarafından reddedildi ve defedildi. Darbe girişiminin bu ülke ekonomisine verdiği zararın çapını ve boyutunu herkes araştırıp bulabilir.
Darbe gecesinde, İstanbul ve Ankara’dan sonra, darbecilerin en çok organizeli oldukları illerden birisinin Siirt olduğu görüldü.
Darbe gecesindeki hareketlilik, darbecilerin Siirt Valiliğini işgal girişimlerini çok organizeli bir şekilde önceden planladıklarını göstermektedir.
Darbe gecesinde bizzat şahit olduğum halk ruhunu, iradesini, asabiyetini asla unutamam. O gün, ilk silah sesleri Siirt semalarında yankılandığında Siirtlilerin hiç düşünmeden nasıl adeta büyük bir coşku ve şenlik ruhuyla silah seslerinin yankılandığı eski Siirt Valiliğinin önüne çoluk-çocuk, kadın erkek akın ettiğini gördük.
Dönemin Siirt Valisi Sayın Mustafa Tutulmaz’ın güçlü kişiliği ile ortaya koyduğu irade, sivil örgütlerin özellikle dönemin Ak Parti Siirt İl Başkanı ve ekibi öncülüğü ve yönlendirmesiyle Siirt Valisini almaya gelen darbecilere direndiğine yakinen şahit olduk.
O gün uzun namlulu silahlarla, binlerce taciz kurşunuyla Siirt halkını korkutmaya, sindirmeye ve evlerine dönmeye zorladılar ancak halk neye mal olursa olsun bu hain darbe girişimine Siirt olarak direndi.
Valisini, yani seçtiği iradenin atadığı temsil makamı olan insanı darbecilere teslim etmediler.
Dönemin valisi Sayın Mustafa Tutulmaz’ın, “Sizi almaya geliyoruz!” diyen darbeci askere “geleceğin varsa göreceğin de vardır” dediğini bizzat buna şahit olan bir dosttan dinlemiştim.
O gün, yüce gönüllü milletimizin gösterdiği direnç, içinde bulunduğu kolektif ruh hali tarihin çok az kaydedebileceği müstesna bir ruh haliydi.
Memurundan temizlik işçisine, profesöründen mühendisine o gün hain darbecilere direnenler hayatları boyunca tarihin en doğru noktasında durduklarını hep hatırlayacaklardır.
Darbe sonrasında yaşanan süreçler tabi ki çok tartışılacak. Tartışılmalıdır da. Ancak şu gerçek asla tartışılamaz; bu ülkenin meşru hükümetine bir hain darbe girişimi oldu ancak bu hainler, bütün bileşenleriyle darbe sürecinde yenildiler. Halk, iradesine sahip çıktı. Bu iradenin en coşkulu şekilde kendini gösterdiği illerden birisi de Siirt oldu.
O direniş ruhuna selam olsun. O gün direnenlere selam olsun.
Allah bir daha böyle bir acıyı aziz milletimize göstermesin.

