Sahip olduğumuz nimetlerin değerini bilmeyiz. Daha doğrusu bu nimetler olmasaydı halimizin ne olacağını hiç düşünmeyiz. Oysa asıl hikmet o noktada.
Buna örnek olarak yollarımızın durumunu verebiliriz. Bilindiği üzere çok şiddetli ve bol yağışlı uzun bir mevsim geçirdik. Son 30 -40 yılda meydana gelen yağış ortalamasının çok üstünde bir yağış gördük.
Gerçekten zorlu ve değişik bir kış mevsimi yaşadık. Bu zorlu süreçte cadde ve sokaklar çok olumsuz bir şekilde etkilendi. Yer yer oldukça büyük ve derin çukurlar meydana geldi.
Taş veya beton parkeler yerlerinden oynadı. Asfalt olan yerlerde tahribat daha büyük ölçülere vardı. Gerek yağışın ve gerekse yolların donmasını engellemek için serpilen tuz ve kimyasalların etkisi ile asfaltlarda yer yer yerinden kalkmıştı. Genel olarak yollarda yürüyebilmek adeta maharet gerektirecek bir duruma gelmişti.
Devasa boyutlara vuran bu tahribatı beton parkelerle onarmaya kalkışmak, günleri haftaları değil, ayları alırdı.
İşte tam bu noktada asfalt Plenti devreye girdi. Vali Dr. Kemal Kızılkaya‘nın çabalarıyla il Özel idaresi Genel Sekreterliğine kazandırılan asfalt Plentin de, üretilen asfalt geceli gündüzlü bir çalışmayla bozulan yolların onarımında kullanılmaya başlandı.
Yapılan planlamaya göre, 1 Haziran tarihine kadar il merkezinde 25 kilometrelik yol beton asfaltla kaplanacak. Karayollarına ait güzergahla bu rakam 50 km ye ulaşacak.
Geçtiğimiz haftalarda görülen yoğun yağışa rağmen çalışmalar hızlı bir şekilde devam ettirildi. Aksi bir durum olmasa hedef tutturulacak.
Bunun için 50 bin ton beton asfalt kullanılacak.
Uzun uzun cümlelere yer vermeden, emeği geçenlere teşekkür etmeden önce tek bir soru soralım ve ardından biraz düşünelim;
“ Ya asfalt plenti olmasaydı, halimiz ne olacaktı?”

