Üniversitenin genelinde ama ağırlıklı olarak da tıp fakültesinde yaprak dökümü devam ediyor.
Siirt Üniversitesi’nde görevli kaliteli hocalar tek tek ayrılıyor! Son olarak Siirt Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Temel Tıp Bilimleri Bölümü Histoloji ve Embriyoloji Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Fatih Taş, üniversite ile yollarını ayırdı. Üniversiteye geldiği günden beri geliştirdiği projelerle Siirt Üniversitesi’ne çok sayıda patent kazandırmıştı. Temel tıp eğitimine katkı sağlayacak eğitim materyallerinin giderek önem kazandığı, dijital ve teknolojik gelişmelerin öne çıktığı günümüzde, Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından “Ulusal Patent” olarak tescil edilen buluşlarıyla Fatih Taş, aynı zamanda öğrencilerin akademik başarısını multidisipliner şekilde artırmaya da yardımcı oldu. Üniversitede temel tıp eğitimine önemli katkılar sağlayan böylesine kaliteli öğretim üyelerinin gitmesi büyük bir kan kaybıdır.
Sorun tek kişiyle sınırlı değil. Adeta sonbaharda yaprakların düşmesi gibi öğretim üyeleri, buldukları ilk fırsatta üniversiteden ayrılma yolunu tercih ediyorlar.
Öncelikle bunun araştırılması gerekiyor. Fakat bugüne kadar maalesef ne üniversite yönetiminden ne de siyaset veya STK’lardan ilgilenen oldu.
Olan üniversiteye ve dolayısıyla Siirt’e oluyor.
Özellikle tıp fakültesi konusunda herkesin duyarlı olması gerekiyor.
Bizden çok daha sonra kurulan Mardin Artuklu Üniversitesi Tıp Fakültesi bugün bizden çok daha fazla yol almış durumda.
Yakın zamanda, yani birkaç ay önce kurulan Bitlis Eren Üniversitesi Tıp Fakültesinin de bizi geçtiğini görsek şaşırmayalım.
Her ne hikmetse tıp fakültesi hâlâ vekâletle yürütülüyor. Ama Allah’a şükür artık bir veteriner değil de bir tıp insanı dekan vekilliğini yürütüyor.
Ancak tıp fakültesinin gelişimi tek dekanın çabalarıyla sağlanacak bir olay değil. Bu konuda rektörlüğün ve hatta gerekirse STK’lar ve iş adamlarının da destek olması gerekiyor.
Rektörlük, tıp fakültesindeki kısır döngüyü tıp insanlarının Siirt’i tercih etmemelerine bağlıyor. Bu belli bir noktaya kadar doğrudur. Ancak bütün eksiklikleri buna bağlamak da yanlıştır.
Bizden 4 yıl sonra kurulan Artuklu Üniversitesi Tıp Fakültesi, bir tıp fakültesinin olmazsa olmazı ihtisas dalları eğitiminde 29’a ulaşırken, Siirt Üniversitesi Tıp Fakültesi henüz ancak bir dalda ihtisas eğitimi verebiliyorsa, bunu Siirt ve Mardin arasındaki kalkınmışlık farkına bağlamak yanlıştır. Elbette bu faktör etki eder ama bu düzeyde değil.
Şunu da hatırlatalım: Fakültenin faaliyetini sürdürebilmesi için mutlaka bir hastaneye ihtiyaç duyulmaktadır. Nüfusu 700.000’in altında olan illerde kurulan tıp fakültelerinin kendilerine özgü hastaneleri yasal olarak mümkün değil. Bu durumda o illerdeki devlet hastanesi, Sağlık Bakanlığıyla imzalanan protokolle afiliye hastane hâline getirilerek tıp fakültesi öğrencilerinin burada staj eğitimlerini yapmaları sağlanıyor.
İmzalanan beş yıllık protokol gereği üniversitelerin en az üç dalda ihtisas eğitimine başlamaları gerekiyor. Ancak gelin görün ki tıp fakültemiz, beş yıllık sürenin son ayında ancak bir dalda ihtisas eğitimine başlayabildi.
Sağlık Bakanlığı, bu yılın sonuna kadar iki branşta daha eğitime başlanmaması hâlinde protokolü yenilemeyeceğini, geçen yılın son aylarında gönderdiği bir yazıyla Siirt Üniversitesine duyurdu.
O yazının üzerinden yaklaşık beş ay geçti. Geriye yedi ay kadar bir süre kaldı. Ancak bugüne kadar diğer iki branşla ilgili bir gelişme olup olmadığı konusunda üniversite yönetiminden bir açıklama yapılmadı.
Korkarım bu atalet böyle devam eder ve Sağlık Bakanlığı protokolü yenilemez.
O nedenle yol yakınken kendilerini Siirt’in sahibi görenlere, siyasilere ve STK’lara sesleniyorum:
Gelin, genelde üniversitemize, özelde de fakültemize sahip çıkalım.
Sorunlarını ve neden yeteri kadar gelişme sağlayamadığını sorgulayalım. Yöneticilerini motive edelim. Varsa eksikleri, hataları konusunda uyaralım. Destek ihtiyaçları varsa karşılayalım. Daha çok ve daha özverili bir şekilde çalışmalarını sağlayalım.

